Makale nasıl yazılır? makale örnekleri…

makale örnekleri, makale nasıl yazılır, makale nasıl olmalı,
a dan z ye makale örnekleri,makalaye nasıl başlamalı,herkez makale yazabilirmi,
günce makale örnekleri,250 kelimelik makale,
AŞAĞIDAKİ MAKALE ÖRNEKLERİNE BAKABİLİRSİNİZ..

Ağız ve diş sağlığı

Ağız ve diş sağlığı bizim önem vermemiz gereken bir konudur. Ağız ve diş sağlığı bireyin gün boyunca sorumlu olduğu bir durumdur. Sağlıkla ilgili ilk önlemler temizlikten ve beslenmeden geçmektedir. Sadece sağlık değil sosyal ve kişisel yaşantınızda size engel olabilecekleri durumlar da var. Peki, ağız ve diş sağlığında dikkat etmemiz gereken hususlar nelerdir? Nasıl önlemler alarak ağız ve diş sağlığımızın devamlı olmasını sağlayabiliriz? Bunun ilk adımı diş bakımından geçiyor. Diş sağlığında ise yapılması gereken ilk şey yemeklerden sonra dişlerin ve ağzın temizliğine dikkat edilmesidir. Diş macunu seçerken çok zorlanmazsınız. Kendinize uygun gördüğünüz diş macununu seçebilirsiniz. Ancak diş fırçası seçiminde aksaklıklar yaşayabilirisiniz. Diş hekimleri genelde fırçanın dişetlerine doğru değil, dışarı doğru sürülmesini tavsiye eder. Üst çene dişlerini fırçalarken fırça aşağıya doğru, alt çene dişlerini fırçalarken de yukarıya doğru sürülecektir. Arka dişleri temizlerken dişin çiğneme yüzeyini de iyice fırçalamaya dikkat edilmelidir.
Bir diğer önemli konulardan biri de düzenli olarak diş hekiminize danışmak ve dişlerinizi kontrol ettirmektir. Kontrol olmak hastalıkları önlemede yardımcı olur. Bu süreç bebeklikten itibaren başlamalıdır. Diş çürümesinin ilk sebebi karbonhidratların (şeker ve nişastanın) dişlerdeki mikroplar ile meydana getirdiği asittir. Bu durumda eski çağlardaki insanların diş konusunda daha dayanıklı olmaları çok normal bir sonuçtur. Sert maddeler ile dişlerinizi zorlamayın. Tatlı tüketiminde daha dikkatli olun ve tabi ki kalsiyum almaya çok özen gösterin. Misvak gibi bazı doğal bakım ürünleri de dişlerinizin daha güçlü ve beyaz olmasına yardım edecektir. Düzenli bir kullanımda farkı sizler de göreceksiniz.

Aile sağlığı
Aile sağlığı konusunda neler yapılabilir sorusunun cevabı oldukça karmaşık ve uzundur. Bugün sizlere bu zor sorunun cevabını özetleyerek ve basit püf noktalara değinerek bu konuda neler yapılabilir bunlara bakacağız. Aile sağlığı denilince akla işin psikolojik fizyolojik ve kültürel birçok boyutu gelir. Öncelikle hastalıklara karşı korunmak için yapabileceklerimiz önemlidir. Elleri sık sık yıkamak dışardan yemek yememeye dikkat etmek soğuk ve sıcak havaya uygun kıyafetler giymek aşılarımızın tam ve vaktinde yapılmasını sağlamak bu konuda alınabilecek önlemlerdendir.
Toplu taşıma araçları gibi topluma açık yerlerin tamamı hastalığa yakalanma riskini oldukça artıran etkenlerdendir. Tuvalet asansör otobüs bina giriş çıkış kapıları da riskli alanlardan sayılır. Alınabilecek önlemler ise elleri sık sık su ve sabun ile yıkamak ve çantada anti bakteriyel mendiller bulundurmaktır. Aile sağlığı konusunda neler yapılabilir sorusuna verebileceğimiz bir diğer cevap ise hormonlu ve kanserojen içerikli gıdalardan uzak durmaktır zira yakın vadede etkisi yok gibi görünen hormonlu ve kanserojen gıdalar ilerde çok büyük sıkıntılara neden olur. Hastalıklara yakalanmamak adına bu tarz besinlerden uzak durulmalı örneğin mangal ateşi ile direk temas eden gıdalar tüketilmemeli ve marketlerde satılan ve hormona boğulmuş gıdalar yerine organik ürünler tercih edilmelidir.
Aile sağlığı konusunda neler yapılabilir sorusunun son ve en öneli cevabı ise zararlı alışkanlıklardan tüm aile bireyleri olarak uzak durmaktır. Sigara içki uyuşturucu gibi zararlı alışkanlıkların temelinde ya aileden birinin bunu kullanmış olması yatar ya da aile içindeki geçimsizlik ve huzursuzluk yatar. Bu nedenle çocuklarımıza örnek olmalı ve zararlı alışkanlıklardan kendimizi korumalıyız. Böylece sağlıklı bir aileye sahip olmak ile kalmaz sağlıklı toplumun temelleri için elimizden geleni de yapmış oluruz.
BİTKİSEL TEDAVİ
İlk çağlarda insanlar doğanın da yardımı ile hastalıklarını tedavi etmek için çeşitli yöntemleri deneme yanılma yoluyla bulmuşlardı. Birçok yöntem doğal olması nedeni ile ya oldukça az yan etkiye sahipti ya da hiç yan etkisi yoktu. Ancak on sekizinci yüz yıl civarı meydana gelen sanayi inkılabı ile birlikte modern ve teknolojik hayata adım atan insanoğlu makineleşmenin etkisine girdi. İnsan yaşamında meydana gelen bu makineleşme hareketi tıbbı ve tedavi yöntemlerini de etkiledi. Doğadan ve doğal olandan uzaklaşma gerçekleşti ve bitkisel tedavi yöntemleri tarihin tozlu raflarına kaldırıldı.
Kimyasal tedavi yöntemleri yani ilaçlar gündeme geldi. Ancak bir süre sonra yan etkilerinin oldukça ağır olduğu belirlendi. Toplum eski tedavi yöntemlerini araştırmaya yöneldi. Bitkisel tedavi yöntemlerinin yani günümüzdeki adı ile alternatif tıbbın sunduğu tedavi imkanlarının hem yan etkileri yok hem de sonuca daha kısa sürede ulaştırıyor. Bu yazı da birkaç yaygın rahatsızlık ve bunların bitkisel tedavi ile nasıl engelleneceği üzerinde durulacak. Öncelikle migrene değinmek gerekiyor. Özelliklede ev kadınlarının korkulu rüyası haline gelen migren için çok basit bir bitkisel tedavi yöntemi mevcuttur. Nane yağı ile şakak ve alına yapılan masaj sayesinde migreni başlamadan bitirmek mümkündür. Bu sayede gün boyu migren atakları ile düşen enerjinizi de geri kazanmış olursunuz.
Yine kadınların korkulu rüyası olan aşırı ağrılı adet dönemleri için ise adaçayı ve ahududu bitkisel tedavi yöntemleri içinde en iyi çözümdür. Eğer bağışıklık sisteminizin güçsüzlüğü nedeni ile çok sık hastalığa yakalanıyorsanız bakteriyel enfeksiyonlardan kurtulamıyorsanız bunun da çözümü doğal antiseptik ve anti bakteriyel olan soğan tüketimini artırmaktır. Bitkisel tedavi yöntemleri ve bunların faydaları konusunda bilinçlenerek daha sağlıklı çözümler kullanmak mümkündür.
Not:bu yazılar bilgi amaçlıdır.bu gibi tavsiyeleri uygulamadan önce doktorunuza başvurunuz.



Cilt bakımı
Kendinizi iyi ve güzel hissetmenin yolu bakımlı bir cilde sahip olmaktan geçiyor. Elleriniz, yüzünüz, ayaklarınız… Bakımlı, yumuşak ve pürüzsüz bir cilde sahip olmayı kim istemez ki? Çoğu insan bunlara sahip olabilmek için tonlarca para harcıyorken kimisi de doğal yollardan bunu sağlamaya çalışıyor. Her şekilde buna sahip olabilmek mümkün. Sağlıklı beslenme ile başlamanız da çok önemli. Bazı pratik uygulamalarla buna ulaşabilirsniz. Kış ayları cildin en tahriş olduğu zamanlardır ya da yoğun güneş ve tuzlu suya maruz kaldığınız zamanlar. Kuru bir cilde sahipseniz tuz, süt ve bal kullanabilirsiniz. Bir su şişesine 1 lt süt bir fincan tuz ve yarım fincan bal katıp karıştırın. Bu karışımı vücudunuza uygulayın ve durulayın. Haftada bir kez uygularsanız faydasını göreceksiniz.
Çatlayan ellerin de çaresi çok basit. Limon suyu ve zeytinyağı. Bir limonun suyuna 3 damla zeytinyağı damlatın ellerinize sürün ve yarım saat bekletin. Pamuk gibi elleriniz olacak. Yüzünüzü nemlendirmenin de doğal bir yolu var ve çok basit bir uygulamayla buna kavuşabilirsiniz. İhtiyacınız olan şeyler yumurta sarısı ve süt. Bir yumurta sarısına 1 yemek kaşığı süt dökün ve karıştırın. Bu karışımı yüzünüze sürün ve ince bir mendille örtün. 5 dakika beklettikten sonra bezle silin. Sonra sırasıyla önce ılık sonra soğuk su ile yıkayın. Siyah noktalar için de çok basit bir karışım mevcut. Size lazım olan limon suyu ve yoğurt. Bir kase yoğurda bir limonun suyunu dökün ve karıştırın. Maskeyi yüzünüze sürün ve 15 dakika bekleyin. Sonunda ılık suyla yüzünüzü yıkayın ve farkı görün. Bitmeyen çilelerden olan sivilcelerden kurtulmak için de karnabahar ve zeytinyağı yeterli olacaktır. 8 adet karnabahar yaprağını ve iki kaşık zeytinyağını mikserden geçirin. Yoğun olarak yüzünüzde 10 dakika bekletin ve yüzünüzü yıkayın. Yüz maskelerini yaparken gözünüze dokundurmamaya dikkat edin.
Gebelikte nasıl beslenilmeli?
Hamilelik dönemi çoğu yönden hassas olduğu gibi beslenme yönünden de geçireceğiniz en hassas dönemlerden biridir. Dünyaya getireceğiniz bireyin dokuz aylık bölümünde beslenmesini kendiniz yiyerek gerçekleştiriyorsunuz. Alınan kiloları sıkıntı yaparak beslenmenizden kesmek çocuğunuzdan kesmek demektir ki bunu yapmak istemezsiniz. Siz eski halinize dönebilirsiniz ancak bebeğinizde geri dönüşümü olmayan sıkıntılar oluşabilir. Hamile bir kadın nasıl beslenmelidir o zaman? Hamile bir kadın gebelik döneminde normal insanlardan yaklaşık 300 kilokalori fazla alması gerekmektedir. Ancak bu kalori hesabı her çeşit besinin içinde yer aldığı bir listeden oluşuyor. Yaklaşık 2300 kilokalori alması gerekmektedir. Anne adayı gebeliği süresince ortalama 12 kilo alır. Tek taraflı beslenmeden kaçınılmalı ve protein, karbonhidrat, yağ ve vitamin – minerallerden gereği kadar uygun miktarda tüketilmelidir. Aşırı yağlı ve gereksiz kilo aldıracak besinlerden uzak durun. Ambalajlı kek, bisküvi, meyve suları yerine olabildiğince doğal olanları seçin. Hamur işi ve ağır tatlılardan uzak durun. Sık sık ve azar azar besinlerinizi tüketin. Fast food ürünleri yerine et, süt, yumurta gibi protein ürünleri tercih edilmelidir. Haftada 1-2 kere balık yenmeli her gün ise 1-2 tane ceviz tüketilmelidir. Bol sıvı bu aşamada çok önemli. Ortalama 10 bardak su içmelisiniz. Asitli yiyeceklerden uzak durun. Kahve ve türevlerini tüketmeyin. Günde 2-3 bardak süt içebilirsiniz. Alkol ve sigara ilk olarak uzaklaşmanız gereken şeydir. Maden suyu, bitki çayları gibi şeyleri içebilirsiniz. Aslında normal bir insanın yapması gereken şekilde beslenmelisiniz ama söz konusu bebekse anneler kat ve kat daha dikkatli olmalılar.

GIDA KATKI MADDELERİ
Şehirleşmenin bu kadar yaygın olmadığı dönemlerde insanlar kendi topraklarına sahipti. Bu toprakları ekerek birkaç hayvan besleyerek yiyecek ve giyecek ihtiyaçlarını karşılıyorlardı. Ancak köylerden şehirlere göç nedeni ile boşalan topraklarda tarım yapılmaz oldu. Yiyecekleri satın alma devri başladı. Sütü peyniri yoğurdu baklagilleri tahılları kısacası temel gıda maddelerinin tamamını hazır almaya yönelik bir eğilim gerçekleşti. Yani hiç zaman harcamadan emek göstermeden rahatlıkla istediğiniz gıda türüne ulaşabiliyorsunuz.Ancak bir de işin olumsuz boyutu var ki günümüzde sıkça gündeme gelen kısım bu olumsuz yanlarıdır. Gıda katkı maddeleri olumsuzluğun başında geliyor.
Zira eskiden doğadan doğal bir şekilde elde edilen her besin artık fabrikasyon olmanında verdiği etki ile katkı maddeleri yüklüdür. Raf ömrünü uzatmak satılan gıdayı daha leziz hale getirmek gibi nedenler ile gıda katkı maddeleri kullanılmaktadır. Tüketici için kısa vadede zararları ortaya çıkmayan bu gıda katkı maddeleri ilerleyen zamanlarda böbrek yetmezliği kansızlık şeker kanser gibi kronik rahatsızlıklara neden olur. Özellikle de hazır süt ve yoğurt içerisinde bulunan koruyucu maddeler çocukların zihinsel gelişimini yavaşlatıyor.
Şehirleşmenin ve hızlı yaşamın hayatımıza kattığı bir diğer yenilik ise dışardan beslenmedir. Özellikle de ergenlik çağındaki çocuklar için obeziteye yol açması nedeni ile oldukça zararlı olan fastfood tarzı beslenme en çok da ergenler tarafından terci ediliyor. Fastfood ürünlerin zararlı olmasının bilinen birçok sebebi var. Öncelikle kızartılarak tüketilmesi obeziteden tansiyona kadar birçok rahatsızlığa sebep oluyor. Bunların üretildiği yerlerin hijyen şartlarına dikkat etmemesi de hastalıklara davetiye çıkarıyor. Çin tozu denilen ve daha çok yemek yemeye sebep olan gıda katkı maddesi ise son yıllarda fastfood sektörünün vazgeçilmezi oldu.
İNEK SÜTÜ
Uzmanlar ilk altı ay mutlaka anne sütü ile bebeği beslemenin önemini günümüzde sıkça vurguluyorlar. İlk altı aydan sonra ek gıdaya geçilebileceğinin ancak bunun miktarının iyi ayarlanması gerektiğini söylüyorlar. Yani anne sütü bebeğin sağlıklı gelişimi için olmazsa olmaz özelliktedir. Ancak anne sütünün yeterli olmadığı veya annenin bebeği emzirmek istemediği durumlarda ise karşımıza inek sütü çıkmaktadır.
Anneler tarafından sıkça tercih edilen inek sütü son yıllarda yapılan araştırmalar sonucunda tartışılmaya olumlu olumsuz nitelikleri bakımından yargılanmaya başlandı. Olumsuz özellikleri arasında yeteri kadar demir içermemesi de var. Bebeğin ihtiyacı olan demiri içermediği için uzun süreli inek sütü kullanımında bebekte anemi yani demir eksikliği görülür. İnek sütünün bir başka olumsuzluğu ise bebeğin ihtiyacından fazla protein içermesidir. Bebeğin metabolizması bu fazla proteini sindiremez ve yorulur. Bu da bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve bebeğin sıkça hastalanmasına neden olur. İnek sütü iyot ve çinko gibi mineral ve vitaminlerden de oldukça yoksundur. Bebeğin gelişimi için gerekli vitaminlerin ve minerallerin yeterli miktarda alınamaması bebeğin zihinsel ve fiziksel gelişimini yavaşlatır ve olumsuz etkiler.
İnek sütü ile ilgili değinilmesi gereken bir diğer noktada çoğu bebeğin inek sütüne alerjisinin olmasıdır. Öyle ki alerji belirtileri arasında nefes almakta güçlük deride döküntü gibi belirtiler mevcuttur. İnek sütünün alerji yapma ihtimaline karşı ise ya bebek katı gıdalara geçene kadar anne sütü ile beslemeye devam etmeli ya da güvendiğimiz markaların devam sütlerini kullanmalısınız. İnek sütü ile ilgili belki de en büyük olumsuzluk ise brusella denilen çiğ sütten de bulaşabilen hastalıktır. Bu hastalık pastörize olmayan sütten de peynirden de bulaşabilir. Mutlaka inek sütü kullanılması gerekiyorsa da iyice kaynatılıp mikropları kırılmalıdır.
Kış çayı tarifleri faydaları nelerdir?
Kışın zor ve yıpratıcı etkisi cildimizi de bağışıklık sistemimizi de etkiler. Kışın bu olumsuz etkilerine karşı bitkisel şifa kaynakları var. Bugün sizlere kış çayı tarifleri konusunda yardımcı olacağım ve bu kışı zinde ve sağlıklı geçirmeniz için gerekli çay tarifleri vereceğim.
Kış çayı tarifleri yazımızın ilk tarifi ilki

Elma


çayıdır. Kurutulmuş meyveler ile yapılabilecek bu çayı taze mevsim meyveleri ile de deneyebilirsiniz. Kurutulmuş elma, portakal, kuşburnunu bir çaydanlığa koyup üzerinede sıcak su gezdirip on dakika kısık ateşte kaynamaya bırakın. Ardından bir parça çubuk tarçın koyun ve ateşten indirin. Biraz dinlendirdikten sonra servis edin. Çubuk veya toz tarçın özelliklede kış aylarında bağışıklık sisteminin güçlendirmede oldukça etkilidir. Bu tarifi taze mevsim meyveleri ile hazırlamak istersenizde bir elma bir portakalı küçük dilimlere bölün ardından kuşburnunu ilave edin ve üzerine dört su bardağı sıcak su ilave edip kaynamaya bırakın ardından süzüp bal ilave edin. Bu karışımı bardağa aldıktan sonra süslemek amacıyla taze nane yaprakları kullanabilirsiniz ve ya elma dilimlerinden faydalanabilirsiniz.
Sizi kışa karşı dirençli hale getirecek bir başka kış çayı tarifi ise


Zencefil


çayıdır. Zencefili küp küp doğrayıp içine dört adet karanfil atın kuşburnu ilave ettikten kaynamaya bırakın. Kaynadıktan sonra ocaktan indirin ve süzüp bal ve toz tarçın ilavesi ile servis yapın. Yasemin çayı yapmak için ise karanfil ve portakal kabuğunu orta ateşte 5 dakika kaynatın. Ocaktan alıp 3 dakika dinlendirin ve süzün. Bal ekleyip karıştırın. Yasemin çiçeği toplarını demliğe ya da fincanlara aktarıp sıcak suyu üzerine ekleyin ve çiçek tamamen açıncaya kadar bekletin. Servis yapın. Hepinize sağlıklı ve zinde bir kış diliyorum. Kışın beslenme önerileri
Kış aylarının başladığı anlar sağlıkla ilgili önlemlerimizi iki katına çıkarmamız gereken zamanlardır. Özellikle zayıf bünyeye sahipseniz hastalıkları hızlı kapan ve hastalığa yakalandığınızda iyileşmesi uzun süren kişilerseniz önlemlerinizi almayı unutmayınız. Kışın sizi sağlıklı ve dinç tutabilecek en önemli olay besindir. Dengeli sağlıklı ve kış besinleri olan hormonsuz besinler tüketmeniz gerekir. Peki, kışın nasıl beslenilir? Kış aylarında güneşi daha az gördüğünüz için deriniz ve kemiklerinizin daha fazla D vitaminine ihtiyacı olacaktır. Aynı zamanda E vitamini, kalsiyum, omega3 gibi eksiklerinizi haftada 2-3 kere balık yiyerek karşılayabilirsiniz. Kış aylarında yağ miktarını azaltın özellikle katı yağ yani tereyağı ve margarini azaltın. Hamur işleri yerine tahıl ürünleri tercih edin ve ağır tatlılar yerine sütlü tatlılara yönelin. Hormonsuz kış meyve ve sebzelerini sevdiğin şekillerde yemeklerinizi yaparak mutlaka tüketin. Besinleriniz yanında öğünlerinize de dikkat etmeniz gerekiyor. 3 ana 3 de ara öğün tavsiye ediliyor. Kışın tüketilmesi gereken en önemli besinler kuşkusuz C vitaminin bulunduğu besinlerdir. Portakal limon mandalina gibi besinlerin suyunu sıktığınızda fazla bekletmeden için. Bu sizi dinç tutup bağışıklığınızı geliştirecektir. Ayrıca E vitamini yüksek; yeşil yapraklı sebzeler, fındık ceviz gibi yağlı tohumlar ve kuru baklagillerin de tüketilmesi gerekiyor. Vücut ısınızı dengeli tutmak için bol bol sıvı tüketin. Kış çayları diye anılan bitki çaylarını aşırıya kaçmadan içebilirsiniz. Ayrıca en önemli hususlarda biri de düzenli egzersizdir. Bunları bir bütün halinde yaptığınızda çok rahat bir kış geçireceğiniz muhtemeldir.

Lifli gıdalar ve faydaları nelerdir?
Yediklerimiz ve içtiklerimiz sağlığımızı ve yaşam standardımızı her zaman etkiler. Bu nedenle tükettiğimiz besin gruplarına dikkat etmemiz gerekiyor. Öğünlerimizde alımına mutlaka dikkat etmemiz gereken bir besin grubu olan lif insan sindirim sistemi tarafından emilemeyen ve posa halinde dışarı atılan, çeşitli besinlerde çeşitli miktarlarda bulunan bir besin türüdür. Bu ise açlık hissinin geç oluşmasını sağlar. Özelliklede diyet yapanlar için lifli gıdaları tüketmenin önemi büyüktür. Lifli gıdalar sayesinde kan şekerinin hızlı dalgalanmalarına engel olunabilir ve sağlıklı kilo verme konusunda başarı yakalanabilir.
Her öğünümüzde ve her mevsimde düzenli olarak tüketmemiz gereken lifli gıdalarnelerdir ve aşırı tüketiminden dolayı zararlı etkileri var mıdır? Beslenme döngümüzde mutlaka yer vermemiz gereken lifi gıdalardan bazıları şunlardır: Bakliyat yani nohut fasulye mercimek, tahıl yani arpa buğday çavdar, meyve yani elma kayısı şeftali, sebze yani kereviz brokoli salatalık gibi gıdalar içerdikleri yüksek lif oranı ile sindirim sistemine yardımcı olmakla kalmıyor tokta tutuyor. Üstelik lif içeren bu besinler vücudun diğer ihtiyaçlarını da karşılamakta yeterlilik gösteriyor. Mineral ve vitamin açısından zengin meye sebze tahıl bakliyat tüketimi bizi hastalıklara karşı koruyor.
Elbette aşırı lifli gıda tüketiminin zararları da var. Sindirim sisteminin çok çalışmasına ve yorulmasına neden olduğu gibi şişkinlikte yapabilir. Bir kişinin günlük alması gereken lif miktarı her bin kalori için yaklaşık on dört gramdır ve bu miktarın altında ve üstünde lif almak metabolizmayı yorar. Altında almak kan şekerinde dengesizliğe ve normalden çok yemek yemeye, üstünde lif almak ise şişkinliğe ve metabolizmanın kullanabileceğinden fazla mineral vitamin ve lif alımına neden olur. Her besin grubundan olduğu gibi lifli gıdaları da dengeli ve düzenli tüketmeliyiz.

Organik gıdalar
Sağlıklı beslenmek denilince akla gelen ilk besinler organik besinler olarak bilinen yiyeceklerdir. Her besin organik değildir. Organik besin diye anılan ürünlerin organik olduğundan ne kadar eminiz? “Organik ürün, basit olarak, yetiştirilmesinde ve işlenmesinde, genetik mühendisliğin, yapay ve benzeri gübrelerin, böcek ilaçlarının, yabani ot ve mantar öldürücü ilaçlarının, büyütme düzenleyicilerinin, hormonların, antibiyotiklerin, koruyucuların, renklendiricilerin, katkı maddelerinin, kimyasal kaplama ve parlatıcı maddelerin ve kimyasal ambalaj malzemelerinin kullanılmadığı gıda maddeleridir.” Organik gıdalar, hayvansal ve bitkisel gıdaları içerir. Organik ürünlerin yetiştirilme aşaması daha zor ve emek ister. Bu yüzden maliyeti de daha fazla olabilir. Özellikle meyve ve sebzelerde organiklik çoğunla tercih edinilir. Bebeğinize çocuğunuza işlenmiş besinler vermektense organik ürünlerle gelişimine katkıda bulunmanız onun sağlığı için çok önemlidir. Köy ve kasabalarda organik ürün bulmak şehirlere göre çok daha kolaydır. Günümüzde de şehirlerde sadece organik besinler satan marketler bulabilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken en önemli şey ambalajdır. Unutmayın bir ürünün ambalajlı olması organik olmadığının kanıtıdır. Organik bir yumurtanın tadını da hemen fark edebilirsiniz. Besin değerleri daha fazla olduğundan lezzeti de daha fazladır. O yüzden meşhur restaurantlarda kullanılan organik ürünler daha üstün bir tat meydana getirmektedir. Hastalıklarda iyileşmek ya da önlem almak için de organik ürünleri tercih edebilirsiniz. Genetik aileden geçebilmesi yüksek ihtimalli olan bireylerin iki kat daha dikkatli beslenmesi önerilir. Organik olmayan besinlerin organik olan ürünlere göre iki kat fazla yıkanması gerekir. Eğer ulaşma ihtimaliniz yüksekse her koşulda organik besinler tüketmeniz önerilir.

PROTEİN
İnsanoğlunun hayatına devam edebilmesi için gereken maddelerden biride proteindir. Protein olmazsa olmaz besin gruplarından biridir. Kas ve deri oluşumunda organların metabolik faaliyetlerinde en çok kullanılan madde olan protein çeşitli besin gruplarından alınabilir. Et balık bakliyattan alınabildiği gibi yumurta ve sütten de alınabilir. Görüldüğü üzere protein birçok besin grubunda bulunabilir. Hayvansal ve bitkisel kaynaklı protein hiç fark etmez protein içerikli besinlerden tüketmek gerekir.
Hayvansal ürünleri tüketmemeye yönelik diyetler uygulayanlar ve yaşam tarzı geliştirenler ise protein açığını mutlaka bitkisel protein kaynaklarından gidermelidir. Protein eksikliği ise çeşitli rahatsızlıklara neden olur. Protein eksikliği olan kişilerde kişilerde yorgunluk halsizlik durgunluk kansızlık saç dökülmesi tırnaklarda çabuk kırılma kesik ve yaraların geç iyileşmesi hastalıklara karşı direncin azalması, kan basıncının düşmesi, diş eti hastalıkları, göz bozuklukları ve siroz gibi rahatsızlıklar görülür.. Bununla birlikte, fazla protein almak da vücut, özellikle de karaciğer, için zararlıdır. Zira vücudun ihtiyacından fazla protein almak bunu sindirememeye ve karaciğerin aşırı yorulmasına neden olur.
Protein hücre yapımına katıldığı gibi vücudumuzdaki organların her birinin kendine has olarak ürettiği hormon ve enzimlere de katılır. Vücudu yabancı maddelere mikrop ve bakterilere karşı korumada etkin rol oynayan antikorların yapısında da protein kullanılır. Protein kan kaybı olan yaralanmalarda ve düşmelerde de hem kan kaybını en aza indirir hem iyileşmeyi hızlandırır. Protein içeren besinler arasında sadece bakliyat et süt ürünleri yoktur. Meyve ve sebzelerde belirli oranlarda protein içerirler. Portakal ve pirinç yüzde on oranında protein içerirken patates ve soğan gibi sebzelerde bu oran yüzde on beşe çıkar. Sonuç olarak sebzelerden, meyvelerden, et ürünlerinden, bakliyattan günlük protein ihtiyacınızı mutlaka karşılayın sağlıklı kalın.

RUH SAĞLIĞI
Birçok değişkenin etkin olduğu alanlardan biri olan ruh sağlığı alanı, modernleşmenin ve bilimsel gelişmelerin ışığında günümüzde oldukça sık tartışılan bir konu haline geldi. Ruh sağlığı ile ilgili ilk değinilecek konu tarihçesidir. Eski yunan mısır ve Romada insanın görünen bedeni haricinde bir de onu yöneten bir ruha sahip olduğu tahmin edilmeye başlanmıştı. İnsanın sadece görünen kısmından var olması fikrine uzak düşen bu fikir ilk zamanlar oldukça yadırgandı.
Doğaya egemen olmaktan oldukça uzak insanoğlu doğa olayları karşısında çaresiz kaldıkça doğada ruhlar olduğunu söylüyordu. Bir zaman sonra insanın da ruhunun olabileceği fikri yaygınlık kazandı. Ancak onsekizinci yüzyılda tıbbın da gelişimi ile ruh sağlığı ve ruh bilimi kavramlarının yerini psikiyatr nöro psikoloji gibi kavramlar aldı. Böylece ruh sağlığı araştırılabilir geliştirilebilir ve tedavi edilebilir bir forma girdi. Birçok ülkede olduğu gibi ülkemizdede psikoloji alanı son yirmi yılda çağ atladı. Yapılan araştırmalar sayesinde hem yeni kuram ve yaklaşımlarla daha etkin çözüm alınabiliyor hem de yeni ve etkin ilaçlar geliştirilerek ruh sağlığı konusunda devrim yapılıyor.
Ruh sağlığı konusunun hükmettiği alanın yaygınlığı ise bu alanı cazibe merkezi haline getirmiştir. Birçok farklı alandan insanlar bu alanla ilgili seminerleri konferansları takip ediyor bu alanda lisans ve yüksek lisans eğitimlerini alıyor. Piaget, Freud, Horney, Adler ve daha birçok bilim insanı ruh sağlığı ve ruh bilimi konusunda büyük deneylere sosyal araştırmalara imza atmışlardır. Davranışçılık psikanalitik gibi yaklaşımlar ile ruh sağlığı alanında çeşitli rahatsızlıklara teşhis koymuş ve bu rahatsızlıkların tedavisi üzerine çalışmışlardır. Kısacası ruh sağlığı hem çok yeni hem çok eski bir tartışma konusudur ve ilk çağlardan günümüze en çok tartışılan konudur.
ZİHİNSEL YETERSİZLİK NEDİR NE YAPMAK GEREKİR
Yetersizlik kavramı, bir etkinliği, işi, görevi yapmada akranları kadar başarılı olamama ve onlardan geri kalmayı içerir. Zihinsel yetersizlik ise akranlarından zihinsel aktivitelerde yani konuşmakta işlem yapmakta adres bulmakta problem çözmekte geri kalmak ve bu aktiviteleri gerektiği gibi yapamamak demektir. Zihinsel yetersizliğin birçok sebebi olabilir. Anne karnında maruz kalınan radyasyon hem zihinsel hem fiziksel anlamda geri kalmaya sebep olduğu gibi düşük ve ölü doğumlara kadar da gidebilir. Annenin yetersiz beslenmesi de fetüsün normal gelişimini sekteye uğratır.
Mineral vitamin ve lif yönünden eksik gıdalar tüketmek çocuğun zihinsel gelişimini olumsuz etkiler ve fetüs gelişimini tamamlamak için annesinin vücudundaki mineral ve vitaminden kullanmak zorunda kalır. Bu da annede kemik ve dişlerde zayıflık gibi bazı belirtilerle kendini gösterir. Zihinsel yetersizliğin bir diğer sebebi de gerek annenin gerek babanın hamilelik öncesi ve sonrasında çeşitli zararlı alışkanlıklarının olmasıdır. Yapılan araştırmalar düzenli olarak sigara tüketen kadınların çocuklarının doğum esansında ve sonrasında çeşitli solunum ve dolaşım problemlerinin olduğunu ve bunun da erken ölümlere sebep olduğunu göstermiştir.
Bir başka araştırmaya göre erken dönem hafıza bozukluklarında alkolün etkisi izlenmiştir. Bu araştırmaya göre anne veya babası alkol kullanan çocuklar büyüdüklerinde birer bağımlı olmuş ve erken yaşta alkol kullanımına bağlı zihinsel yetersizlikler yaşamışlardır. Bu zihinsel yetersizlikler bu gün Alzheimer da denen bunama da olabiliyor çeşitli becerilerin körelmesi de olabiliyor. Bu nedenle zihinsel yetersizliğe sebep olmamak adına hamileyken beslenmeye dikkat etmeli. Radyasyondan ve hormon yüklü gıdalardan uzak durulmalı. Dengeli beslenmeli. Zararlı alışkanlıklardan uzak durmalı. Çocuğun gelişimi için uyulması gereken kurallara uyulmalı. Zihinsel yetersizlik yaşanmaması bu önlemlerle çok kolay.
AİLENİN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Toplumun en küçük yapı taşı olan aile, toplumun şekillenmesinde büyük rol oynar. Aile yapısındaki en ufak dejenerasyon ise aynı şekilde toplum yapısında karşımıza olumsuzluklar şeklinde çıkar. Bunun en büyük göstergesi ise şimdilerde okul ve çevresinde yapılan araştırmalardır. Bu araştırmalara göre sigara ve uyuşturucu gibi zararlı maddelerin kullanım yaşı çok küçük çocuklara kadar gerilemiş. Bunun en büyük sebebi olarak ise aile yapısının ve toplumsal ilişkilerin eskisi kadar kuvvetli olmaması gösteriliyor. Zira boşanmaların artması, medya, popüler kültür, eğitim sisteminin bireylerde olumlu özellikler yaratma konusundaki başarısızlığı da çocuk ve gençlerin ruhsal gelişimini de sosyal ilişkilerini de olumsuz yönde etkiliyor.
Eskiden beri doğu toplumlarının batıya karşı en büyük avantajı bozulmamış aile ve toplum yapısıydı. Bu yapı ticarete evliliğe arkadaşlığa işe kısacası toplumsal anlamdaki bütün aktivitelerimize hükmediyordu. Şimdi de aile ve toplum yapısı çocukları şekillendirmeye devam ediyor. Mesela şiddetin yoğun olarak görüldüğü ailelerde büyüyen çocuklar okul iş ve evliliklerinde de gerek fiziksel gerek sözel şiddete sık sık başvuruyor. Veya hoşgörünün adının bile geçmediği katı bir disipinle çocukları yetiştiren ailelerde yetişen çocuklar büyüyünce kurallara sıkı sıkıya bağlı hoşgörüsüz ve bir yerlere gelmek için gerektiğinde şiddete hileye başvuran bireyler oluyor.
Kötü alışkanlıkların yoğun olduğu ailelerde ise çocuklar erken yaşta kötü alışkanlıklara başlıyorlar ve okul başarıları da düşüyor. Arkadaşları ile ilişkilerinde de aksama görülen bu çocuklar okuldan uzaklaştırma ile başlayan cezalar alıyor ve sonunda okulu tamamen terk ediyorlar. Ailenin çocuklar üzerindeki bu etkisini kırmak için ise yapılması gereken hem ailelere bilgi verici seminerler düzenlemek hem de çocuğu okul içinde ve dışında sosyal faaliyetlere yönlendirmektir.
Bakteri nedir ve zararları nedir?

17. yüzyılın başlarında doğadaki varlıkların ilk kez Antony Van Leeuwenhock’un mikroskobu keşfetmesiyle belirlendi; bilim adamları tarafından in¬celenmesi oldukça uzun zaman sonra gerçekleşti. Bakteri tek hücreli bir canlıdır. Doğada hayvanlarda ve bitkilerde farklı şekillerde bulunur. Havada, suda, insanda, ormanda, hayvanlarda, toprakta,bitkilerde kısacası yaşadığımız veya yaşamadığımız her yerde bakteriler bolca mevcuttur. İki türlü bakteri vardır. Bunlar yararlı ve zararlı bakterilerdir. Biz bu yazımızda zararlı bakterilere bakacağız. Zararlı bakteriler ne şekilde oluşur, nerelerden bulaşır, ne kadar yaşar ve hangi sonuçları oluşturur?
Zararlı bakteriler birçok hastalığa sebep olmaktadır. Bu hastalıklar menenjit, bakteriyel menenjit, Orta Kulak İltihabı (Otitis Media), Zatürre (Pnömoni), kızamık, kuduz, soğuk algınlığı, AIDS, SARS (Ağır Akut Solunum Yolu Yetersizliği Sendromu), kabakulak, su çiçeği, çocuk felci, uçuk, kolera, ülser, veba, tifo, tüberküloz, şarbon, frengi, verem, tetanos, difteri, cüzam gibi hastalıklardır. Ayrıca sadece hastalıklarla değil besinlerde de zararlı etkilerini görebiliriz. Bekleyen besinlerin küflenmesi, ekşiyip küflenmesine de sebep olur. İçtiğimiz sudan yediğimiz yiyeceklere kadar her yerde bakteri bulunur ve bunlar gözümüzle göremeyeceğimiz kadar küçük canlılardır. Bu canlıların görülmesi imkânsız olduğu için daha uygun ve temiz şekillerde tüketilmesi önerilir.
Örneğin içme suyu olmayan bir su içtiniz ve yarım saat içerisinde karnınız ağrımaya mideniz bulanmaya başlar. Halsizlik yüzünden kötü hissedersiniz. İşte bu gibi durumların hepsi bu zararlı bakteriler yüzündendendir. Bazı bakteriler ise vücuda girdiği an reaksiyon göstermez örneğin bazı bakteriler vücudumuzun iç dokularında yerleşmiş bulunmaktadır. Bunları öldürebilmek için penisilin ve streptomisin gibi antibiyotikler kullanılmaktadır.

DOĞAL YAŞAM NE DEMEK
Doğaldan ve doğadan hızla kopulan bir yüzyıl atlattık. Sanayileşme devriminin de etkisi ile her anlamda bilimsel gelişmeyi yakaladık. Teknolojinin de ilerlemesi ile beraber hazır giyim gıda ev hayatımıza girdi. Her şeyin el yapımı olduğu bir devirden hızla her şeyin fabrika ürünü olduğu bir devre geçtik. Ancak şimdilerde doğal yaşama yeniden bir dönüş gözleniyor. Çok büyük firmalar inşaatlarında bahçelerden orman ve yürüyüş parkurlarından oluşan komplekslere yer veriyor. Her katta bahçelerin olduğu veya teraslarda bu keyfi sürebileceğimiz mekanları vaad ediyor. Doğaya dönüşün tek doğduğu yer elbette inşaat sektörü de değildir. Gıda sektöründe de hormonsuz, doğal gdosuz gibi bir çok etiketle satılan yiyecek ve içecek üretilmeye ve alıcı bulmaya başladı.
Peki sadece gıda ve inşaat sektörü ile mi sınırlandı doğaya dönüş hareketinin etkileri bu kadar la mı kaldı? Cevap elbette ki hayır. Üretilen ilaçların yan etkisi, tıp biliminin bazı hastalıklarda çaresiz kalması ve doktorların yan etki gözetmeksizin yazdığı ilaçlar insanları alternatif tıbba yöneltti. Doğal ve daha az yan etkili çözümler sunan alternatif tıp çoğu hastalıkta da kesin çözümler sunarak insanlar arasındaki popülerliğini artırıyor.
Doğal yaşam gıda inşaat ve ilaç sektörü gibi bir çok sektörü etkiledi. Özellikle de enerji konusunda büyük yankılar uyandırdı. Çünkü kömür petrol gibi bir süre sonra rezervi tükenecek madenlerin yerini yenilenebilir ve doğaya saygılı enerjiler aldı. Güneş enerjisi ve bitkilerden yakıt elde etmekte buna dahildir. Bu sayede hem petrol yüzünden çıkan savaşların önüne geçilebilecek hem de nükleer enerji gibi doğaya ve insana zararlı enerjilerin önüne geçilecek. Çocuklarımıza temiz bir dünya bırakmak doğaya ve doğal yaşama dönüşle mümkündür.
İnternetin çocuklar üzerindeki etkisi
Gelişen teknoloji ve imkânlar her insanın hayatını etkiledi. Artık isteseniz de istemeseniz de kurulu teknolojik düzenin bir ucundan yakalanıyorsunuz. İnternet aslında günümüzün en büyük nimetlerinden biridir. Hemen hemen her işimizde ona başvururuz. İnternetsiz bir ortamda hayattan bir şeyler kaçırdığımız düşüncesine kapılırız. Ancak internet kullanımıyla ilgili ciddi sıkıntılar da oluşmaktadır. Özellikle bu sorun çocuklarda daha sık görülmektedir. Ödevine yardımcı olur düşüncesiyle aldığınız internetin çocuklarınızda oluşturabileceği kötü etkileri biliyor muydunuz?

Peki, bunlar nelerdir?Bağımlılık en önemli sorunlardan biridir. Çocuğunuz bilgisayar başında ne kadar zaman geçildiğinin farkına varamaz ve sizin de kota koymamanız halinde çocuğunuz dünyasını sanal alemde yaşamaya başlar. Bu da psikolojik ve fizyolojik sıkıntılara sebep olur. Eve ve kendine kapanır. Arkadaş edinme ve diğer çocuklarla dışarıda oyun oynamak kişisel gelişimi için çok önemlidir. Şiddet ve cinsellik de bir diğer sorundur. Şiddet ve cinsellik çocuğunuzun bir parmak ötesinde duruyor. Ve bunu gizli bir şekilde yapabilmesi de muhtemel.

Şiddet içerikli oyunların çocukların kişisel gelişimini olumsuz yönde etkileyecek ve bunu siz de fark edebileceksiniz. İnternet alıp götüren bir ırmak gibi çocuğunuzu kontrolsüz alışverişe de itecektir. İstediği her şey gözleri önüne serilecek ya sizin almanızı ya da kendi bir şekilde almanın yolunu bulacaktır. Haberleşmeleri de kontrolsüz ve güvensizlik içinde olacak. Kötü niyetli insanların olduklarından farklı kişi ve yaşlarda görünmesiyle ciddi zararlar meydana gelebilir. Zamanla popüler bir hal alan hackerlik çocuğunuzu heveslendirecek ve fazla içli dışlı olması durumunda yasak sitelere erişimi zor yerlerde yanlış şeyler yapabilme ortamı bulacaktır. Çocuğunuzun eğitiminde kolaylaştırıcı görünmesi aslında onu tembelliğe ve ertelemeye itecektir. Bu gibi durumları engellemek öncelikle ebeveynlerin görevi. Çocuğunuz sizin en değerliniz. Sırf yaramazlık yapmasın, size engel olmasın diye düşünerek onu internete ve yalnızlığa itmeniz çocuğa yapılabilecek en büyük zarar olacaktır.

Kışın hastalıklarla mücadele etmenin yolları
Kış ayları hastalığa davetiye çıkaran aylardır. İnsanın bünyesinin soğukla birlikte daha hassaslaşması hastalıklara bakteri ve virüslere uygun yerleşme imkânı sağlar. Özellikle çocuk ve bebeklerde daha fazla önlem alınması gerekiyor. Peki, kış aylarında hastalıklarla mücadele etmemizi sağlayan şeyler nelerdir?

Vücudumuzun savunma sistemini geliştirebilmek için bazı önlemler şart. Bunlar çok da zor şeyler olmasa gerek. Bu dönemlerde bol sıvı tüketmek çok önemlidir. Enfeksiyon ve yüksek ateş durumunda yeterli miktarda sıvı tüketilmenin iyileşme sürecini hızlandırdığı biliniyor. Mevsim sebze ve meyvelerinin tüketilmesi de önemli şartlardan biridir. Doktor önerisi olmadan vitamin alınmaması gerektiğini belirtiliyor. Ancak doktorun tavsiye ettiği vitaminler kullanılabilir. Kış mevsiminde vücut kendini soğuğa karşı korumak için yağ dokusunu artırmak istemektedir.Kış aylarında iştahımızın açılmasının sebepleri budur. Diyet yaparken bunlara dikkat edilmesi gerekir. Kişiler mutlaka düzenli olarak tartılmalı, ideal kilolarını korumalıdır.

Bazı bitkisel ürünler ilaçlarla etkileşime girebildiğinden bünyede ters etkilere neden olabilir. Bu yüzden doktorunuza başvurmadan kullanmamanız gerekir. Mikropların bir yerden başka bir yere aktarılmasında en önemli etken ellerdir. Sık sık el yıkayarak birçok hastalıktan korunmanın mümkün olduğunu söylenebilir. Özellikle dışarıdan, toplu taşıma araçlarından eve gelindiğinde öncelikle ellerin yıkanması şarttır. Kışın sürekli kapalı ortamlarda bulunulur.Bu kapalı ortamlar arasında kaloriferli evler hastalıklar için titiz davranılması gereken yerlerden biridir. Kalorifer nedeniyle iyice kuruyan ev havasının dengelenmesi gerekir. Bu yüzden hava temizleyici gereçler kullanılması gerekiyor. En azından evinizi havalandırmanız çok önemli. Bu havalandırma sırasında soğukta kalmamaya da dikkat edilmesi gerekiyor.

Mükemmel bir kahvaltı nasıl olmalı?

Günün şüphesiz en önemli öğünü kahvaltıdır. Güne zinde ve mutlu başlamak istiyorsanız güzel bir kahvaltıyla kendinizi ödüllendirin. Yoğun hayat temposunda ya da dengesiz uykular yüzünden kimi zaman ihmal edilen kahvaltının sizden götürdüklerini tahmin bile edemezsiniz. Özellikle kilo problemlerinin olduğunu düşünen bireylerin ilk yapması gereken şey de kahvaltıdır.
Peki, mükemmel bir kahvaltı nasıl olmalıdır? Bu soru sorulduğunda insanın gözüne geniş bir masa üzerine hazırlanmış bardaklar tabaklar, kızartmalar, börekler, çörekler, reçeller tabiri caizse kuş sütü eksik masalar gelecektir. Ancak bu zengin bir kahvaltı olsa da ne kadar idealdir tartışılır. İdeal ve mükemmel bir kahvaltı nasıl olmalıdır?
Öncelikle bir kahvaltıda olması gereken ilk şeylerden biri siyah zeytindir. Mutlaka 7 tane siyah zeytin tüketilmesi gerekir. Orta derecede yağlı peynir, bal ya da marmelat, haşlanmış yumurta da çok önemlidir. Kahvaltıda beyaz ekmek yerine kepek ekmeği, tam buğdaylı ya da çavdar ekmeğini seçmeniz daha uygun olacaktır. Domates ve salatalık da kahvaltıda olması gerekenler arasında fakat mevsimi değilse tüketmeyin. Seçtiğiniz meyve veya sebzelerin mevsiminden ve organik olmasına özen gösterin. Bir bardak taze sıkılmış portakal veya greyfurt suyu sindirimi kolaylaştıracağı için kahvaltı gibi ilk öğünlerde çok yardımcı olacaktır. Ya da kahvaltınıza şekersiz bir bitki çayının eşlik etmesi de nefis olabilir.
Sabah kahvaltısı zihin açmak için de çok önemlidir. Eğer kahvaltı yapacak kadar vaktiniz yoksa kakaolu ya da muzu süt sizin için çok idealdir. Ama bunu mecbur kalırsanız seçin. Çünkü sabah kahvaltı masasından tok kalkmanız çok önemli. Ama bu aşırı doygunluk hissiyle karıştırılmasın. Aşırı yağlı besinlerden ağır kızartmalardan hamur işlerinden uzak durun. Mideniz rahat bir nefes alsın. Sizi bilmem ama ben açık büfe bir kahvaltıya gittiğimde tabağıma il olarak kuru kayısı, kuru incir, ceviz ve biraz da fındık alırım. Bol enerji veren bu sağlıklı besinlerin en önemli öğün olan kahvaltıda tüketilmesi çok iyi bir seçenek. Mutlu bir günle güzel bir kahvaltı doğru orantılı bunu asla unutmayın.
Organik tarım ve organik beslenme
Organik tarım günümüzde üstüne düşülen önemli bir konudur. Genetik değişikliğe uğratılmamış tohum kullanılır. Toprakta zararlı etki bırakabilecek kimyasal gübre kullanılmaz. Zararlı ve hastalıklarla mücadelede; kalıcı, doğaya zarar veren ve parçalanmayan kimyasallar kullanılmaz. Ürünün sertifikasyon ve etiketlenmesini yapılması gerekir. Sağlıklı beslenmek denilince akla gelen ilk besinler organik besinler olarak bilinen yiyeceklerdir. Her besin organik değildir. Organik besin diye anılan ürünlerin organik olduğundan ne kadar eminiz? “Organik ürün, basit olarak, yetiştirilmesinde ve işlenmesinde, genetik mühendisliğin, yapay ve benzeri gübrelerin, böcek ilaçlarının, yabani ot ve mantar öldürücü ilaçlarının, büyütme düzenleyicilerinin, hormonların, antibiyotiklerin, koruyucuların, renklendiricilerin, katkı maddelerinin, kimyasal kaplama ve parlatıcı maddelerin ve kimyasal ambalaj malzemelerinin kullanılmadığı gıda maddeleridir.” Organik gıdalar, hayvansal ve bitkisel gıdaları içerir.
Organik ürünlerin yetiştirilme aşaması daha zor ve zahmet ister. Bu yüzden maliyeti de daha fazla olabilir. Özellikle meyve ve sebzelerde organiklik çoğunla tercih edinilir. Bebeğinize çocuğunuza işlenmiş besinler vermektense organik ürünlerle gelişimine katkıda bulunmanız onun sağlığı için çok önemlidir. Köy ve kasabalarda organik ürün bulmak şehirlere göre çok daha kolaydır. Günümüzde de şehirlerde sadece organik besinler satan marketler bulabilirisiniz. Dikkat etmeniz gereken en önemli şey ambalajdır. Unutmayın bir ürünün ambalajlı olması organik olmadığının kanıtıdır. Organik bir yumurtanın tadını da hemen fark edebilirsiniz. Besin değerleri daha fazla olduğundan lezzeti daha iyidir. Hastalıklarda iyileşmek ya da önlem almak için de organik ürünleri tercih edebilirsiniz. Genetik aileden geçebilmesi yüksek ihtimalli olan bireylerin iki kat daha dikkatli beslenmesi önerilir. Organik olmayan besinlerin organik olan ürünlere göre iki kat fazla yıkanması gerekir.Her koşulda organik ürünler tercih etmenizi öneririz.

ÖĞRENCİLERİN DERS ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ NASIL OLMALI
Sınavların bu kadar yoğun olduğu ve ortalama bir öğrenicinin tüm eğitim öğretim hayatı boyunca yüzlerce sınava girdiği ülkemizde sınavların önemi yadsınamaz. Sınavlar konusunda birçok uzmanın farklı yaklaşımları olsa da yüzlerce yayın evi ve dershane kıran kırana bir mücadele içine girse de sınavların çocukların ve gençlerin hayatındaki yeri değişmiyor sarsılmıyor. Peki bu zorlu maratonda başarıyı yakalamak için önemli olan nedir? Çok çalışmak mı? En iyi kaynakları kullanmak mı? Elbette bunların hepsi başarıya giden yolda çok büyük etkenler ancak asıl önemli olan öğrencinin kendisi ile ilgili olan etkenlerdir.
Mesela öğrencinin başarmaya olan isteği başarmaya yönelik güdüsü başaracağına inancı çalışma azmi ve hırsı hayalleri motivasyonu öğrenciyi asıl başarıya götüren etmenlerdendir. Yani öğrencinin başarısında okul gibi çevresel etmenlerden çok motivasyon gibi içsel etmenler söz sahibidir. Bu içsel etmenlerden biri de ders çalışma yöntemleridir. Öncelikle öğrencinin ders çalışacağı ortam iyi aydınlatılmış olmalı. Az miktardaki aydınlatma öğrencinin derse ilgisini çok çabuk kaybetmesine neden olur. İkincisi ortam iyi havalandırılmış olmalı.
Oksijenin yetersiz olduğu bir ortam da çocuğun ders çalışması verimsizleşir. Sessiz ve derli toplu bir ortam da ders çalışmada verimi sağlayan unsurlardandır. Ardından çocuk ders çalışma stillerine sahip olmalı. Mesele bütün dersi bir günde ve toplu çalışmak yerine zamana ve günlere bölerek aralıklı çalışmalı. Böylece öğreneceği konunun daha verimli şekilde öğrenilmesi sağlanır. Bütün parça bütün yöntemini kullanmalı yani öğreneceği konuyu ilk önce genel bir şekilde öğrenmeli sonra alt parçalarını öğrenmeli ve en son tekrar edip bütün şeklinde öğrenmeli. Öğrenmede bir diğer önemli husus da tekrardır bunu da sık sık soru çözerek yapmalıdır.
ZİHİNSEL YETERSİZLİK NEDİR NE YAPMAK GEREKİR
Yetersizlik kavramı, bir etkinliği, işi, görevi yapmada akranları kadar başarılı olamama ve onlardan geri kalmayı içerir. Zihinsel yetersizlik ise akranlarından zihinsel aktivitelerde yani konuşmakta işlem yapmakta adres bulmakta problem çözmekte geri kalmak ve bu aktiviteleri gerektiği gibi yapamamak demektir. Zihinsel yetersizliğin birçok sebebi olabilir. Anne karnında maruz kalınan radyasyon hem zihinsel hem fiziksel anlamda geri kalmaya sebep olduğu gibi düşük ve ölü doğumlara kadar da gidebilir. Annenin yetersiz beslenmesi de fetüsün normal gelişimini sekteye uğratır.
Mineral vitamin ve lif yönünden eksik gıdalar tüketmek çocuğun zihinsel gelişimini olumsuz etkiler ve fetüs gelişimini tamamlamak için annesinin vücudundaki mineral ve vitaminden kullanmak zorunda kalır. Bu da annede kemik ve dişlerde zayıflık gibi bazı belirtilerle kendini gösterir. Zihinsel yetersizliğin bir diğer sebebi de gerek annenin gerek babanın hamilelik öncesi ve sonrasında çeşitli zararlı alışkanlıklarının olmasıdır. Yapılan araştırmalar düzenli olarak sigara tüketen kadınların çocuklarının doğum esansında ve sonrasında çeşitli solunum ve dolaşım problemlerinin olduğunu ve bunun da erken ölümlere sebep olduğunu göstermiştir.
Bir başka araştırmaya göre erken dönem hafıza bozukluklarında alkolün etkisi izlenmiştir. Bu araştırmaya göre anne veya babası alkol kullanan çocuklar büyüdüklerinde birer bağımlı olmuş ve erken yaşta alkol kullanımına bağlı zihinsel yetersizlikler yaşamışlardır. Bu zihinsel yetersizlikler bu gün Alzheimer da denen bunama da olabiliyor çeşitli becerilerin körelmesi de olabiliyor. Bu nedenle zihinsel yetersizliğe sebep olmamak adına hamileyken beslenmeye dikkat etmeli. Radyasyondan ve hormon yüklü gıdalardan uzak durulmalı. Dengeli beslenmeli. Zararlı alışkanlıklardan uzak durmalı. Çocuğun gelişimi için uyulması gereken kurallara uyulmalı. Zihinsel yetersizlik yaşanmaması bu önlemlerle çok kolay.
ANNE SÜTÜ
Başlı başına bir mucizedir annelik . kadının üretkenliğin zirve yaptığı yüzlerce alandan biridir ve en önemlisidir .ömür boyu sürecek ve zorlu bir mücadelenin tek kelimelik ifadesidir annelik . korumak kollamak da içerir sevgi şefkatte . sadece altını değiştirmek uyutmak beslemek bile ne kadar zorken birde her anın da yanında olmayı destek olmayı gerektirir . anne ve çocuk ilişkisinin kuvvetli olmasını sağlayan en önemli etken ise anne sütüdür .anne ve çocuğun ilk teması ilk sevgi akışı anne sütü ile, annenin çocuğu beslediği o alandır . anne sütüyle besleme o kadar önemlidir ki sadece bebeğin karnını doymasıyla ifade etmek yanlıştır .uzun vade de çocuğun kemik gelişiminin de zihinsel yetilerinin de konuşma becerisinin de kaliteli bir şekilde başlayıp sağlıklı bir şekilde sürmesi buna bağlıdır .
Çocuk ve annenin birbirine olan bağlılığını sağlayan da anne sütüdür . anne ilgisinin en açık ifadesidir bu .çocuğun en temel ihtiyacı uyku ve besindir o dönemde çünkü.bu büyük gereksinimi yani anne sütünü önemli kılan tüm etkenler günümüzde tartışılmakta ve çeşitli araştırmalarla desteklenmekte .örneğin yeni doğan ve çeşitli hastanelere yuvalara terk edilen bebeklerin her türlü ihtiyacı karşılandığı halde çocukların gelişinin bir türlü istenilen seviye de olmadığı gözlenebiliyor ve bunun en büyük sebebi anne sütü ve onunla beraber gelen sevgi ve şefkatin eksikliği.
Anne sütü ve beraberinde getirdikleri hükümetlerin de dikkatini çekmiş olacak ki bunu üzerine çeşitli politikalar reklam kampanyaları destek projeleri yürütülmeye başlandı .kamu spotlarıyla ilk altı ay anne sütü ile beslenmenin önemi anlatıldı . aile doktorlarının bu konuda çabaları da meyvelerini vermiş görünüyor . anne sütü ile beslenmenin yüzde yüze çıkarılması hedeflenenler arasında .

Giyim modası
Bu günlerde giyim modası altın çağını yaşıyor ve bu oldukça uzun zamana yayılmış bir olgu ve bu durum uzun sürede devam edeceğe benziyor .bunun en büyük kanıtı ise televizyon programlarındaki konsept değişikliği.programlarda göze çarpan konuların giyim modasına kaymasının en büyük sebebi toplumun buna olan talebi gibi görülse de kimilerine göre durumun esas sebebi toplumun tüketim çılgını bir yığın haline getirmek istenilmesi .zira toplumu şekillendirmek için kullanılabilecek en etkin silahın kitle iletişim araçları olduğu uzun zamandır bilinen ve kullanılan bir gerçektir .her kanalın özelliklede ev hanımlarına yönelik olarak yaptığı giyim modasına dair programların kanalların anı kurtarmak günü geçirmek için yaptığı faaliyetler olduğunu düşünenlerde var bu programların kadın ve erkek fark etmeksizin insanları giyim modası konusunda bilinçlendirdiğini düşünenlerde .
Sadece ülkemizde değil tüm dünyada da giyim modası artan bir ilgiyle karşılanıyor .bazı ülkeler giyim modası konusunda öncü kabul ediliyor bu konuda eğitim almayı düşünenlerin uğrak yerleri haline gelen bu ülkeler eğitim açısından oldukça geniş imkanlar sunuyor . kıyafet seçimi konusunda kararsız kalan kadınların yardımcısı olarak da son teknoloji ürünler yardıma yetişiyor .artık büyük şehirlerin yetkin alışveriş merkezlerinde bulunan aynalar da vakit konusunda tasarruf etmek isteyen kadınlar için kadınlar kıyafeti giymeden onların üstünde nasıl duracağını gösteriyor .
Zamandan tasarruf etmek isteyenler için bir diğer imkanda giyim konusunda mağazaları dahi geride bırakacak kadar yeterli ve geniş çeşit sunan internet siteleri de mevcut .bu sitelerde giyim modasına dair her türlü kıyafeti aksesuarı çanta ve ayakkabıyı bulmak mümkün .üstelik çoğu site kredi kartı ve kapıda ödeme seçenekleriyle satışın daha konforlu olmasını sağlıyor .yani giyim modası gelişmeye değişmeye devam ediyor .

Kıyafet
Kimilerine göre medeniyetin göstergesi olan bu kavram kimilerine göre çağdışılığın simgesi haline geldi . kimileri en yuğun stillerden en yuğun kumaşlardan bahsederken kimilerinin pek de seçim şansının olmadığı bir alan kıyafet . milyon dolarlık defileler ve gün geçtikçe abartıya kaçan moda anlayışlarıyla insanları hayretlere sürükleyenlerle ,her gün değişen bu kıyafet anlayışından yakınan insanların yan yana olması da başka bir tartışma konusu .bir lokma bir hırka anlayışının hakim olduğu bir çağdan insanların kıyafetleriyle değerlendirildiği bu çağa nasıl gelindiği de ayrı bir merak konusu .
İlk kıyafet yüksek ihtimalle insanların örtünme ihtiyacından doğdu zira ilk çağlarda soğuk ve sıcakla mücadele etmek günümüzde olduğu kadar kolay değildi ve hayvan saldırılarından korunmak içinde insanların kamufle olması gerekiyordu .kıyafetin doğuşu böyle gerçekleşti ve sonra doğaya hakim olabilen insan kıyafetin farklı fonksiyonlarının da farkına vardı .kıyafet bulunduğun düzeyin göstergesi olabilirdi ki krallar padişahlar bunu kullandı .kıyafet kamufle olabilmekti ve bir siyasi kuruma sızmak isteyenler kıyafeti bu amaçla kullandı .her konuda olduğu gibi kıyafet konusunda da sanayi inkılabı çok etkili hale geldi ve eskiden bireyler sadece kendilerine veya yakınlarına kıyafet üretirken artık gelişen seri üretimle beraber tüm topluma kıyafet yetiştirildi .
Günümüzde ise kıyafet statü göstergesi de olabiliyor dini anlam da bir sembolde .bulunduğunuz cemaati de yansıtabiliyor partiyi de .renkleri kullanarak mesaj da verebiliyorsunuz ne istediğinizle ilgili karşı tarafa fikirde .siyasi anlamda da toplumsal perspektif de de kıyafet o kadar önemli hale geldi ki bununla ilgili yasalar ve yasaklar var .kıyafetinize göre girip giremeyeceğiniz mekanlar var .yani kıyafet kimlik demek ,size yapılacak yorum ve gösterilecek davranışlarda bir katalizör demek .
KOZMETİK
Kadınların vazgeçilmezi ve cazibe merkezi haline gelen kozmetik bu ivmeyi son yıllarda kazanmadı elbette kozmetik ilk çağlardan günümüze kadınlar arasında daima popüler oldu. Eski mısırda kleopatranın kendisine aşık etmek istedikleri erkekleri kozmetik sektörünün yardımıyla büyülediği hatta nilde gezerken sandalının yelkenlerine bile büyüleyici parfümünden sürdüğü söylenir .kadınlar kozmetik olarak yeri geldi doğal yollardan elde edilen boyaları özleri jelleri kullandı yeri geldi fabrika usulü güzellik iksirlerine geçildi .kadınların kozmetiğe olan bu düşkünlüğünün aslında bir zaaf olduğu fikri ise en çok bu sektördekilere yaradı .
Bu geniş sektör hem ürün çeşitliliği açısından hem de var olan ürünlerin geliştirilmesi açısından çok önemli. Gün geçtikçe hem kalıcılığı artırılan hem cildi güzelleştiren ve cilde gençlik kazandıran kozmetik ürünleri büyük avmlerde veya internet üzerindeki forumlarda satıldığı gibi artık yetkili bayiler tarafından da kapımıza kadar getirilebiliyor .
peki kadınların bu kadar talep ettiği ve kazançlarının çoğunu harcadığı bu alanın eksileri yok mu elbette var birkaç yıl önce bir kanalın yeni muhabirlerinden birinin bu yönde yaptığı bir araştırma durumun boyutlarını gözler önüne seriyor .çoğu kozmetik ürününde yüksek oranda cıva gibi ağır metaller bulunduğuna dair araştırma sürecinin başlangıcını yapan bu haber serisi çok uzun sürmedi ve muhabirinde işine son verilmiş olacak ki bir daha haber sunarken göremedik .medyanın da diğer her konuda olduğu gibi büyük etkilerinin olduğu ve toplumu bilgilendirme işlevini zaman zaman aksattığı görülüyor .peki bu durumda neler yapılabilir Kadınlar bu konuda daha dikkatli ve özenli olmalı zira ucuz diye alınan ve merdiven altı imalatı diye tabir edilen kozmetik ürünlerinin ne bir seri numarası var ne üretim yeri . sağlık ucuza gelmez
Makyaj
Geçmişten günümüze kadınların en az topuklu ayakkabı parfüm çanta ve aksesuarlar kadar vazgeçemediği bir şey daha var makyaj . şimdilerde değişen teknolojiyle beraber çeşitlense bile bu kadar yaygın , ulaşmak kolay ve ucuz değilken dahi kadınlar arasında oldukça yaygındı .erkekler için kadınların bunu neden yaptığını anlamak zor olsada biz kadınlar makyajı sadece güzelleşme amaçlı kullanmıyoruz bu çok açık ..zaman zaman stres atmamızı sağlayan zaman zaman boş vakitlerimizi değerlendirip kendimizi iyi hissetmemizi sağlayan makyaj hayatımızın her alanına hakim .
Üstelik eskiden mağazalarda satılan ve oldukça pahalı olan makyaj malzemeleri şimdilrde birçok markanın temsilcileri sayesinde ayağımıza kadar geliyor üstelik indirimli satışlar sayesinde yüzümzü de güldürüyor . yılbaşı sevgililer günü gibi özel günler öncesinde ve sırasnda yapılan bu indirimler markalar arası rekabeti artırdığı gibi sektörel canlanmayı da sağlıyor .
Makyaj malzemelerindeki çeşitliliğin de arttığı ve markaların artık çeşit arttırmada sınıra gelip dayandığını görüyoruz .yeni çeşitler ortaya koymak yerine markalarda var olanları geliştirme peşine düştüler ve en uzun süre kalan ruj , akmayan rimel , dağılmayan fondöten ürettiler . bu sektörün cazibesi ve bu sektörden ekmek yiyenlerin çokluğu makyajın olumsuz etkilerini görmemize engel olabilir ancak farkedilen bir şey var ki o da makyaj malzemelerinin kalıcılığını artırmak adına içlerinde ağır metallerin yoğunluğunun artırıldığı . daha önce bu konuya çok değinilmesde herkes içten içe böyle bir riskin olduğunun farkında .bu risk ciltte sarkmalara kızarmalara tüylenmelere neden olmaya vey çok daha ağırı kansere kadar varan süreçlere sebeb olabiliyor .yapılabilecek tek şey ise güvenilir markaların ürünlerini kullanıp merdiven altı ürünlerden uzak durmak ve makyajla geceyi geçirmemek .
Moda tasarım
İnsanların büyük kısmı artık ne giydiğine kaça giydiğine nereden giydiğine kıyafetinin kumaşına dokusuna rahat hissettirip hissettirmediğine oldukça dikkat ediyor . her ne kadar moda deyince kadınlar akla gelsede artık büyük oranda modanın yaratılma aşamasında da sunulma şeklinde de modayı talep eden kesimde de erkekler söz sahibi oldu ve gitgide artan bir oranda bu söz sahibi olma durumu devam ediyor . moda hayatın her alanında öyle karşımıza çıkıyor ki vitrinler buna göre düzenleniyor buna göre tv programları düzenleniyor .moda tasarımcılarının her gün bir başka defilesini izliyoruz ana haber bültenlerinde .gazetelerde her gün bir başka moda haftasından indirimlerden gösterişli kıyafetlerden bahsediliyor .
Kimilerinin severek isteyerek zamanını feda ederek yaptığı hayatını devam ettirdiği bu alan da kimileri de reyting uğruna bu alanı talan ediyor .modayla uzaktan yakından alakası olmayan insanların güya modayı geliştirdiği modayı konuştuğu bu tv programlarında en çok kavga eden en çok ortalığı tozu dumana katan kişiye en iyi modayı takip eden ünvanı veriliyor maddi ve manevi hediyeler takdim ediliyor .
peki bu programlar gerçekten de moda için bir gelişme kaynağı mı yoksa moda tasarıma zarar veren yayınlar mı ? tek başına kötü veya iyi kabul etmek pek de mümkün değil zira olayı reyting savaşı haline getirmedikleri müddetçe bu programlar insanların moda konusunda bilinçlenmesini sağlayabilir .kanal yapımcılarının bu konuda etik davranamadığı zamanlar olabilr ancak buna rağmen program içeriğinde söz sahibi olabilen kişiler yani sunucusundan jürisine kadar kim varsa programın içeriği konusunda taleplerini açık ve net iletebilirler . Moda tasarımının gelişime ve değişime ne derece açık olduğunun en büyük göstergesi son yıllarda üniversitelerde açılan bölümler .
OBEZİTE
Sanayi inkılabının olumlu veya olumsuz bir çok etkisi oldu . insanla yiyeceğe giyeceğe bir çok hayati ilaca çok kolay ve ucuz bir şekilde ulaşır oldu . eskiden bir ev yapmak yıllarca sürebiliyordu ancak şimdi koskoca elli dairelik bir apartmanı inşa etmek sadece birkaç ayı buluyor .eskiden bir tarlayı sürmek için ve oradan elde ettiğimiz buğdayı , arpayı , pamuğu işleyebilmek için uzun müddet uğraşmak hem kol gücü hem zaman harcamak gerekiyordu ancak şimdi gelişen teknoloji sayesinde insan yaşamı hiç olmadığı kadar kolaylaştı .peki obezite kavramının doğuşu nasıl gerçekleşti ?
Hem olumlu hem olumsuz etkilerden bahsetmiştik ve bunlar olumlu etkilerdi . gelelim olumsuz etkilere . teknolojinin gelişmesi ile insan hareket etmeyi unuttu artık ve asansörler ve yürüyen merdivenlerde iğne atsan yere düşmezken merdivenler bomboş ve kullanılmıyor neredeyse terkedilmiş . arada bir asansör ve yürüyen merdiven bozulursa insanların söylenmeleri ayyuka çıkıyor . iş yaşamının ofis merkezli olması nedeniyle hareketsiz bir sekiz dokuz saat söz konusu .bir de iş ve ev arasındaki mesafenin yürüme mesafesi olmaması nedeniyle kullanılan özel veya toplu taşıma araçları var tabi . tüm bunlar çağımızın en büyük sorunu kabul edilen ve ilerleyen yıllarda her üç kişiden ikisinin yakalanacağı obezite rahatsızlığının temellerini oluşturan nedenler .
Peki obezite ile mücadele de neler yapılabilir ? daha hareketli bir yaşam obezitenin önüne geçmekte en büyük etken . bunu fark eden sağlık bakanlığı da bununla ilgili reklam kampanyaları ve projeler üretti ve üretiyor . belediyeler de bu konu da ellerinden geleni yapıyor hatta spor saatleri düzenliyor . sağlıklı beslenmeye bol hareket etmeye su ve mineral tüketimini artırmaya yönelik yaptığımız her hareket sayesinde obeziteye yakalanma ihtimalimizi düşürürüz.
SİNDİRİM SİSTEMİ
İnsan vücudu karmaşık bir çok sistemden mekanizmadan oluşmuştur .havadaki oksijeni alıp onu hücrelerimize bölüştürüp hücrelerimizin atığı olan karbondioksiti de dışarıya veren solunum sistemimiz de var , vücutta ki besin ve oksijen gibi maddelerin her hücreye tek tek ulaşmasını sağlayan dolaşım sistemimiz de ,tüm hareketlerimizi düşüncelerimizi her fonksiyonumuzu denetleyen omurilik ve beyinden oluşan sistemimizde var , vücuda alınan gıdaların emilimini sağladıktan sonra onların atılmasını sağlayan boşaltım sistemimizde .özetle vücudumuz küçük ama karmaşık ve çeşitli bölümlerden oluşan ahenkle çalışan bir fabrikaya benziyor ve bu fabrikanın ahenkle çalışan ve çeşitli bölümlerden oluşan parçalarından biri de sindirim sistemi .
Sindirim sistemi tıpkı diğer sistemlerimiz gibi çeşitli organlardan ve salgı bezlerinden oluşmaktadır .diş ,dil,tükrük bezleri ,yutak ,mide bunlardan bir kaçıdır .besinlerin sindirimin de en büyük görev mideye düşmektedir .güçlü mide asiti sayesinde en katı gıdalar bile saatler içinde vücuda yararlı hale getiriliyor .sindirim sistemimiz de çeşitli olumsuzluklardan etkilenebiliyor . örneğin çok sıcak ve soğuk gıdalar tüketmek hem diş ve dil gibi ağızda ki sindirim organlarını hem de mideyi deforme etme aşamasında etkiliyor .bu yüzden yediğimiz besinlerin ılık olmasına dikkat etmek gerek .bir diğer husus ise çok hızlı yemek yemek . hızlı ve tempolu iş yaşamı nedeniyle hem yediğimiz yiyeceklerin türleri değişti hem de yemeğe ayırdığımız süre .
Öyle ki devlet ve özel sektörde öğle arasının bir ve ya bir buçuk saat olması nedeniyle hızlı tüketilen besinler tercih ediliyor .ancak hızlı yemek yemek hem hazımsızlığa hem de midenin yorulmasına neden oluyor .aşırı acı ve ya sos ihtiva eden besinler de sindirim sisteminin sağlığını olumsuz yönde etkiliyor .bu nedenlerle sindirim sistemi sağlığımıza dikkat etmemiz gerekiyor .

VİTAMİN
Yediğimiz besinlerden elde ettiğimiz katkılardan biri de vitamin.vitaminde protein ,karbonhidrat ,yağ gibi insan vücudu için oldukça gerekli ve çeşitli besinlerden sağlanabiliyor .hastalıklara karşı daha dirençli olma konusunda da hayatın günümüzde artan ritmi konusunda da vitaminlerin gerekliliği sık sık gündeme geliyor .özellikle de kış ayların da artan hareketsizlik kan dolaşımını da yavaşlatıyor metabolizmanın daha güçsüz kalmasına da neden oluyor .artan soğuklarla beraber çeşitli gribal enfeksiyonlara insan vücudu daha açık hale geliyor .tüm bu olumsuzlarla beraber beslenmeye dikkat etmemek ve her besin grubundan dengeli bir şekilde tüketmemek ise vücudun güçsüz düşmesine sebeb oluyor .
Tam da bu konu da vitamin devreye giriyor .doğanın bize en büyük armağanlarından biri olan çeşit çeşit renk renk meyveler hastalıklara davetiye çıkran soğuk hava ve hızı ve temposu artan hayat şartlarına karşı bizleri daha korunur hale getiriyor .özellikle de vücut direncini artıran c vitamini içeren turunçgilleri tüketmek kış ayların da önemli hale geliyor .turunçgillerle beraber uzun vadede vücudu antioksidan etkisiyle zararlı etkilerden koruyan ve temizleyen gençleştiren ve hücre yenilenmesini destekleyen nar gibi meyvelerin tüketilmesi de önem arz ediyor .
Ancak günümüzde popülaritesi gün geçtikçe artan bir akım göze çarpıyor .vitamin gibi önemli bir besin kaynağını atlamak istemeyen ama meyve yemeyi sevmeyen veya vakit bulamayan insanlar için üretilmiş vitamin ve mineral takviye kapsülleri .hemen hemen bütün ilaç markaları ilerde devleşecek bu sektöre kayıtsız kalmadı ve ardı ardına vitamin takviye kapsüllerini piyasaya sürdüler .halkın bu kapsüllere artan ilgisi ise üretim ve dağıtım konusunda bunların yaygınlaşmasını tetikledi .artık eczanelerde marketler de kısacası her yerde satılan bu ürünler meyvelerin yerini alır mı dersiniz , bekleyip göreceğiz .
zeka
Kendinize çok mu güvenirsiniz? Bilmediğim hiçbir şey olmaz diyorsanız aradığınız burada. Zekanızı test etmek için en iyi oyunlar bu sitede. Zaman geçirmek, kendinizi keyifli hissetmek için buraya tıklayın. En yeni zeka oyunları burada işte. Ofiste, evde herhangi bir yer hiç fark etmez. Sizi en güzel oyunlar burada bekliyor. Bir molada sizin için olabilecek en keyifli yer. Sizi sıkan şeylerden uzak kalmak için kesinlikle memnun kalabileceğiniz bir yer.
Bilmeceler, sırlar, şifreler zekanızı zorlayabilecek ne varsa burada. Hem sizin için hem de diğer aile bireyleri için. Çocuğunuzun kendisini geliştirmesi içinde çok uygun bir yer arıyorsanız tam da beklediğiniz yer. Onunla boş vaktinizde keyifli geçireceğinize inanıyoruz. Sizin aradığınız oyunlar burada açmadan asla bilemezsiniz, sizi cezp edecek, bağımlılık yapacak oyunlar burada. Sıkılacağınıza asla inanmıyoruz. Denemeden asla bilemezsiniz. Aklına gelebilecek her şey burada. Kitaplarda dergilerde bulamayacağın bulmacaların hepsi başka hiçbir yerde yok. Sanal dünyanın en renkli en güzel en akıllıca oyunları buradan bulabilirsin. Evet kendini oyalayacak ve beynini çalıştıracak her şey burada.
Asla sizi sıkmayacak, zamanınızı çok da almayıp size keyifli bir dilim sunacak olan bu site, kesinlikle güvenli. Zekanı ölç kendini test et. Bundan masum daha ne olabilir ki. Senin aradığın her şey burada. Biliyoruz bunu. Eğlenmene bakman yeterli. Senin içinde bu önemli değil mi zaten? Hem kendine güven en zorlu oyunları oyna hem de eğlenmene bak. Tam senlik. Şaşırmayacaksın emin olabilirsin. Açıp bakmadan bilemezsin öyle değil mi? Aç ve merakını gider. Memnun olacağınızdan eminiz. Zaten sonra müptelası olacaksın, çok eğleneceksin, keyif alacaksın. Başkalarının da denemesini isteyeceksin. Zamanını boş geçirmektense buraya tıklayarak güzelce geçirebilirsin.
bebekler
Onlar dünyanın masum yaratıkları, gülüşleri, bakışları, ağlayışları. Dünyanın en tatlı varlıkları. Sizde tahmin etmişsiniz. Evet, bebekler. Ne kadar harikalar değil mi? Onların en şeker halleri bazen çıldırtsalar da onlara bayılıyoruz. Elleri, ayakları, yanakları sevmelik. Onlar kadar başka bir şey var mı şu dünyada? Yok değil mi? Bence de yok. Onların varlığı yaşamımıza bir renk katıyor. Onların verdiği bu mutluluk hiçbir şey de yok. Onlarla eğlenmek ayrı bir duygu zaten, bize yaşattıkları bambaşkadır.
Onların minik dünyaları bize yaşamı sevmemize sebep oluyor. Bu yüzden her bebek bizim için bambaşka, onların bu dünyalarına bizde dâhil olabiliriz. Nasıl mı onlarla birlikte eğlenceli oyunlarla tabiî ki. Canınızın en keyifsiz olduğu anda ya da keyfinize keyif katmak için süper bir yöntem. Muhteşem eğlenceli oyunlarla bunu yapabilirsiniz. Zor bir şey değil tıklamanız yeterli ve sonra eğlence başlasın. Onlarla ilgilenip sanki kendi bebeğiniz gibi zaman geçirebilirsiniz. Onlarla uğraşmak eminim çok hoşunuza gideceksiniz denemeden tabiî ki bilemezsiniz. Bir açıp bakmalısınız. Ne dersiniz buna?
Ama çok şekerler öyle değil mi? Onlarla vakit geçirmek sizinde hoşunuza gidecektir. Buna inanıyoruz. Siz neden inanmayasınız ki vaktinizi güzel bir şeye harcamak? İlla gerçek olması şart değil. Sizin bebeklerle vakit geçirmeniz süper bir durum olacaktır. Bayılacaksınız. Gülersiniz, mutlu olursunuz tıklayıp görmeden bunu anlayamazsınız. Açıp bakın ve keyfinize bakın. Onların keyifli dünyasına adım adın. Onlara bakın, sevin, ilgilenin. Hiçbir şey kaybetmezsiniz. Açıp bakın. Tatlı varlıklardan hiç zarar gelmez ki. Sizinde çok hoşunuza gidecek. İstediğiniz her oyun sitemizde bulunmaktadır. Deneyin denemeden bilemezsiniz. En eğlenceli bebek oyunları sizi bekliyor. Beklemeden hemen bakın vakit kaybetmeyin. Hadi açın ve oynayın.
Kız çocuklarının en büyük zevki evcilik oyunlarıdır, anne olmasalar bile iç güdüden dolayı bunu yapmaya bayılırlar. Bu durumdan dolayı onlara bebekler alırız. Onlarla ilgilenirler, sanki bir anneymiş gibi davranırlar. Bu onları mutlu eder. Onunla birlikte bir bütün olurlar, gerçek olmasa bile onunla kendi arasında bir bağ oluştururlar. Oyuncak yıpransa bile ellerinden bırakmak istemezler, alsanız ağlarlar. Yaramazlıktan değil onları gerçekten çok sevdiklerindendir aslında. Sizde kıyamazsınız ama yıpranmışlığı ona zarar verecek kuşkusuyla atmanıza sebep olur. Bu da aslında sizin iç güdünüzle alakalı ama çocuk bu dinlemez ki. Yenisini alsanız bile hep diğer oyuncağını hatırlayacak huzursuzluk yaratabilecektir. Eğer onun bunları yaşamasını istemiyorsanız sitedeki oyunları açıp ona keyif sağlayabilirsiniz.
Tabiî ki de bu sitedeki oyunlarla mümkün fakat eğer bebek hastasıysa bunu sitemizde bulunan bebek oyunlarıyla yapabilir. Onunla zaman geçirip ilgilenebilir. Hem de hiçbir şey olmadan eskimeden yıpranmadan sürekli oyunu oynayabilir. Bu sizin içinde büyük avantaj sağlayacaktır. Bu kadar güzel oyunlarla çocuğunuz mest olacaktır. Bakar, giydirir, süsler, uyutur. O bu şekilde mutluyken sizde mutlu olursunuz. Aranızda herhangi bir zıtlaşma olmaz. Çocuğunuzun kendi zevkine göre her çeşitli oyunu buradan bulabilirsiniz. O da buraya alışıp bu kadar güzel oyunu bırakmayacaktır. İster ilk siz deneyin kontrol edin ister açın ve çocuğunuza bırakın. Belki sizinde hoşunuza gidecek oyunlarla karşılaşabilirsiniz. Bu konuda umarım çekişme olmaz.
Ama çocuğunuzun o sırada oynayabilecek arkadaşı yoksa bu site ona iyi gelecektir. Oyunları oynayarak mutlu olacaktır. Çocuğunun mutlu olmamasını hangi ebeveyn ister ki? İstemez, tabiî ki. O yüzden bu site tam çocuğunuz için. Ona göre tasarlanmış bebek oyunlarıyla mutlu olacağına inanıyoruz. Güzel vakit geçirmeniz dileğiyle.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.